Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Yusuf el Kardavi’nin şair oğlu Abdurrahman Yusuf, babasının aksine - ki babası Bahreyn devriminin dış destekli taifeci bir ayaklanma olduğu iddiasında bulunarak tam bir çifte standart örneği sergilemişti - açık bir mektup yazarak şunları belirtti: “Bahreyn’de yaşanan olaylar zulümdür. Bu ülkede yıllar boyunca istek ve talepler adilane bir şekilde istendi, ancak hiç kimse onlara itina etmedi. Şimdi ise halk, bu isteklerini talep etmek için tam anlamıyla barışçı olan gösterilerle sokaklara döküldüler.”
Abdurrahman mektubuna şöyle devam etti: “halkın adilce istek ve talepleri, şiddet ve ağır baskılarla sindirildi. Bahreynli yetkililer halkın bu isteklerini sindirmek için tüm yolları denedi ve hatta bunun için bazı Arap ülkelerinden yardım bile aldılar.
Arap dünyasının tanınmış şairlerinden olan Abdurrahman babasına hitaben şöyle yazmakta: “Şu anda sokaklarda gösteri yapanların Şia oldukları doğrudur, ancak gerçek şudur ki uzun yıllardır bu ülkede planlı ve programlı olarak yetkililer tarafından Şia vatandaşlar bir çok vatandaşlık haklarından mahrum bırakılmış ve Bahreyn’deki Şii - Sünni nüfusun dengelenmesi için başka ülkelerden binlerce kişiye vatandaşlık verilerek ülkedeki demografik yapı değiştirilmiştir.” Abdurrahman Yazısına şöyle devam etti: “Bahreyn’e getirtilenlerin çoğunluğu en kötü güvenlik ve istihbarat çalışanlarıdır. Kahire’deki güvenlik yetkilileri, Bahreyn halkının sindirilmesi için Mısır güvenlik güçlerine bağlı subayların rollerinin olduğu konusunda yayınlanan haberler konusunda açıklama yapmak zorundadır. Ayrıca şu anda bu kişilerden bazılarının Ocak ayındaki devrimin ardından süresiz izne çıktıkları ve Bahreyn istihbarat servislerinden astronomik ücretler adlığını açıklamak zorundadırlar. Gerçekten bu iddialar doğru mudur?
Abdurrahman Yusuf, Bahreyn halkının direniş ve devriminden sonra özellikle Sünni ve Şii Müslümanların vahdet içinde inci meydanında cemaat namazı için bir araya geldiklerinde bir cemaat imamının arkasında bir şiir okuyacağı vadesinde bulunarak şunları söyledi: “Bahreyn’de yaşanan gelişmelerin devrim olarak adlandırılıp adlandırılmaması önemli değildir, önemli olan bu ülkede bir zulmün olduğu ve bununda insanlık onuru için utanç verici bir durum olduğudur.”